28 Kasım 2011 Pazartesi

aralık ayında bakım maaşları hangi illerde yattı

Değerli blog takipcilerimiz bildiğiniz gibi bakıma muhtaç özürlülere shç (sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumu) tarafından her ay evde bakım aylığı adı altında maaş verilmektedir. Bu uygulama engellilerin ekonomik açıdan desteklenmesi açsından son derece güzel bir uygulama. yine bilindiği üzere engelli bireyler gerek iş bulamama gerekse fiziksel koşulları nedeniyle iş bulsalar dahi engelleri çalışmaya müsait olmadığı için çalışamıyorlar. bu kişilere devletin bu yönde maddi kaynak ayırarak desteklenmesi son derece güzel bir uygulama.

gelelim bu ayki yani aralık ayı evde bakım maaşına. yine bu maaşlar her ilde ayrı tarihlerde yatıyor hangi illerde yattığını öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki bağlantıya tıklayarak konuya dair detaylı bilgilere erişebilirsiniz.

Aralık Ayı Evde Bakım Maaşı Yatan İller

İşitme Engelliler Spor Kulübü

Basketbol Ligi D Grubu'nda mücadele eden Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü rakibi Diyarbakır İşitme Engelliler Basketbol Takımını 80-39 yenmeyi başardı

Adıyaman Cumhuriyet Kapalı Spor Salonu'nda oynanan maçın tüm periyotlarından Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü üstün çıktı. Sezonun üçüncü maçında Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü, Diyarbakır İşitme Engelliler Basketbol Takımını ezici bir üstünlükte mağlup etti. Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü'nün 80-39'luk üstünlüğü ile biten karşılaşmanın en skorer isme Mehmet Şahan oldu. Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü'nün formasını giyen Mehmet Şahan 32 sayı atarak en çok basket atan sporcuoldu. Sezonda oynadığı 3 maçtan da galip ayrılarak grup liderliğini sürdüren Adıyaman İşitme Engelliler Spor Kulübü, haftaya, Gaziantep İşitme Engelliler Basketbol Takımı'nı ağırlayacak.

Ankara'da engeller aşılıyor

Ankara’da pilot uygulama olarak başlatılan, engellerin aşıldığı 5 günlük “TeknoKamp” projesinde 10 bedensel engelli, teknoloji kullanım eğitimi aldı.
BEDENİNİN büyük kısmını kullanamayan özürlü gençler için aktif yaşamında ve bilgisayar ortamında çözüm fırsatları sunan TeknoKamp Projesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü himayesinde, KMT Bilişim Teknolojileri, Bilkom, Anna Carlsen Center ABD, Assistiveware (Hollanda) işbirliği ve 10 bedensel engellinin katılımıyla Rixos Otel’de gerçekleştirildi.
Türkiye’de sadece engelinden dolayı zeka ve yaratıcılığını gösteremeyen tüm özürlü gençlerin mesleki donanım ve yeteneklerine rağmen engellerinden dolayı üretememe sorununu ortadan kaldırıyor.

Yaygınlaştırılacak

Ankara’da 10 özürlü bireye yönelik, uluslararası standartlar göz önüne alınarak gerçekleştirilen ve yaygınlaştırılması planlanın projeyle, kampa katılacakların bilgi üretkenliğini arttırmak, ailelerini bilinçlendirmek ve topluma yapılacak duyurular yoluyla da özürlülerin kendilerine imkanlar sağlandığı takdirde bilgi toplumu olma yönündeki ilerleyişe katkı sağlayabilecek, başarılı bireyler oldukları bilincinin aşılanması amaçlanıyor.

Pilot proje boyunca, yerli ve yabancı uzmanlar, 10 gence Rixos Otel’de eğitim verdi. Eğitim alan bedensel engelli bireylerden Bülent Ecevit Biricik, projenin engelliler adına çok faydalı olduğunu söyledi. Teknolojiyi tanıma ve engelli bireylerin sosyalleşmesi açısından önemli bir etkinlik olduğunu dile getiren Biricik, dışarıya çıkamayan engellilerin teknolojiyle hayat bulabileceğini kaydetti.

engelliler için kerkes

3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Osmaniye 'de engellilere destek amacıyla kermes düzenleneceği bildirildi.

Osmaniye Engelliler Platformu Başkanı Mimar Haydar Aktürk, 2 Aralık 2011 Cuma günü gönüllü bayanlar tarafından engellilere destek amacıyla kermes düzenleneceğini söyledi.

Toplumun engelli sorununa dikkatini çekmek ve engelli bilinci oluşturmak amacıyla Osmaniye Engelliler Platformu olarak çalışmalar yaptıklarını dile getiren Aktürk, "Engelliler Platformu olarak ilimizdeki engellilere destek olmak amacıyla 2 Aralık 2011 Cuma günü saat 12:30'da Cumhuriyet Meydanı'nda kermes düzenleyeceğiz. Bir grup gönüllü bayan tarafından hazırlanacak olan kermesimiz üç gün süreyle açık kalacak. Bu kermesin hazırlanmasına katkı sağlayan tüm gönüllü bayanlarımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Engelliler için yürüttüğümüz çalışmalara destek vermeleri bir ucundan da onların tutması bizleri hem sevindirdi hem de gelecek için umutlandırdı. Hayatı birlikte paylaştığımız engelli insanlarımızın sorunlarına duyarlılık göstermek ve onlar için bir şeyler yapmanın hepimizin insani bir görevi olduğunu düşünüyorum. Gelin onlar için hep birlikte bir şeyler yapalım."diye konuştu.

Kermes için bende bir şeyler yapabilirim diyen herkesi Engelliler Platformuna ulaşmaya davet eden Osmaniye Engelliler Platformu Başkanı Mimar Haydar Aktürk, tüm Osmaniyelileri üç gün kalacak olan kermese davet ederek engellilere destek olmalarını istedi

engelliler meslek sahibi oluyor

Bağcılar Belediyesi'nin engellileri meslek sahibi yapmak amacıyla kurduğu 'Engelliler Akademisi' eğitime başladı. İstanbul Kalkınma Ajansı'nın da desteklediği proje kapsamında 345 engelli meslek edindirme kurslarına katılarak el becerilerini geliştiriyor. Engelliler Sarayı'nda başlayan eğitimler kapsamında, resim, müzik, İngilizce eğitimlerinin yanında, ahşap oyuncak, halı ve kilim dokuma, kuaförlük, mantar üretimi, çağrı merkezi gibi 15 ayrı alanda kurslar veriliyor.
Bağcılar Belediyesi'nin engellilerin meslek edinmesine yönelik başlattığı Engelliler Akademisi'ne ilgi yoğun oldu. 15 farklı kategoride açılan kurslara 345 engelli başvurdu. Engellilerin başvurduğu kursların başında Resim ve Müzik kursları geliyor. Kurslarda engellilerin resim ve müzik becerileri geliştirilerek çeşitli aktivitelerle bu beceriler pekiştiriliyor. Müzik kursuna katılan engellilerden bir de müzik korosu kuruldu. Koro 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla bir konser vermeye hazırlanıyor. Ayrıca resim eğitimi alan engelliler de Dünya Engelliler Günü'nde sergi açmaya hazırlanıyor.
Engelliler akademisinde işitme engellilere ve bu gruptaki engellilere hizmet veren personele de işaret dili eğitimi veriliyor. Bu eğitimle de görevli personelin, işitme engellilerle daha iyi iletişim kurması amaçlanıyor.
Proje kapsamında engellilere, merkezde görevlendirilen uzman psikologlar tarafından danışmanlık hizmeti de veriliyor.
Engelliler Akademisi kapsamında önümüzdeki günlerde bir de kreş açılacak. Kreş hem kurslara katılmak isteyen engellilerin çocuklarına hem de engelli çocuklara hizmet verecek ve bir kaynaştırma sınıfı özelliği görecek.

'MESLEK EDİNMELERİ AMAÇLANIYOR'
Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı'nda açılan Engelliler Akademisi'nin toplam maliyeti 1 milyon 253 bin TL. Engellilerin, evlerine mahkum olmaktan kurtularak, istedikleri alanlarda meslek edinmeleri ve üretime katılmaları amacıyla başlatılan eğitimler, 18 ay devam edecek. Merkez'de eğitimlerin yanı sıra sosyal ve kültürel aktivitelerin de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Buna da katılmak için de 210 engelli kayıt yaptırdı. Engelliler Akademisi'ne katılabilmek için Bağcılar'da ikamet ediyor

Engellilerin toplumdaki yeri

Engellilerin toplumdaki varlıklarını kabul etmek ve bunların hayatlarını kolay şekilde devam ettirebilmelerini sağlamak hükümetlerin ve yerel yönetimlerin görevleridir. Belki engellilerin bir kısmı eğitilerek mevcut ortama uyum göstermeleri sağlanabilir. Ama eğitim almayanların durumu çok daha zordur. Bu yüzden yerel yönetimlerin ve ilgili kuruluşların bu konuda bazı önlemler alması ve gerekli çözüm yollarını bulması gerekir. Ama şurası unutulmamalıdır ki; alınacak olan bu önlemlerdeki amaç; onların hayatlarını kolaylaştırmak, tehlikelerden ve zarar görmelerinden, başkasına muhtaç olmadan, özgürce diledikleri hayatı yaşamalarını sağlamanın yanı sıra topluma faydalı, üretken ve bağımsız bireyler haline gelmelerini sağlamaktır. Bu yüzden şehir planlamaları yapılırken engelliler göz ardı edilmemelidirler. Burada, görme engellilerin karşılaştığı en önemli sorunlardan bahsedilecektir. Bu sorunların bazı tedbir ve çözüm yolları sunulmuştur. Bu tedbirlerin alınması için valilik ya da kaymakamlık, belediye başkanlığı, trafik müdürlüğü, kara yolları müdürlüğü, deniz işletmeleri ve demiryolları işletmelerine hem ayrı ayrı görevler düşmekte hem de koordineli bir şekilde çalışmaları gerekmektedir.
Bu sorunlar ve alınması gereken tedbirler şunlardır:

1- Ağaçların , elektrik direklerinin, trafik levhalarının dikilmesinde belirli bir standart getirilmelidir. Bunların dikilmesi görme engellilerin ve ortopedik engellilerin yürümelerine engel olacak şekilde olmamalıdır:

       a- Bunlar yol tarafındaki kaldırım kenarına aynı aralıklarla ve aynı hizada dikilmelidir. Öyle ki görme engelli bir kişi hangi kaldırıma çıkarsa çıksın karşısına çıkacak olan bu engellerin hep aynı olduğunu bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Şayet kaldırımın ortasına dikilmesi gerekiyorsa, kaldırımın yol tarafındaki kenarında bir kişinin ya da tekerlekli bir sandalyenin geçebileceği kadar boşluk bırakılmalıdır. Bebek arabası taşıyanların da aynı sıkıntıyı yaşadıkları unutulmamalıdır.

       b- Ağaçların alt dalları görme engellinin kafasına çarpmaması için kesilmelidir.

       c- Ağaç gövdelerinin etrafı geniş çemberlerle çevrilmelidir.

       d- Trafik levhaları görme engellilerin kafasına çarpacak şekilde alçak dikilmemelidir.

       e- Araçların çıkışını engellemek için kaldırım kenarlarına dikilen beton mantarlar, çok kısa olduğundan görme engellilerin ayağının takılıp düşmesine sebep olmaktadır. Şayet dikilmesi gerekiyorsa bunlar daha sık ( bir tekerlekli sandalye sığacak aralıklarla) ve mümkün mertebe yol kenarına yakın dikilmelidir.

2- Esnafın kaldırımlarda mallarını sergilemesine kesinlikle izin verilmemeli ve bunu önleyici tedbirler alınmalıdır.

3- Araçların kaldırımlara park etmeleri kesinlikle önlenmeli ve bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır.

4- Su birikintilerini engellemek ve yürüyüşü kolaylaştırmak için kaldırımlardaki çukurlar,bozukluklar giderilmelidir. Kaldırım yüzeyinin düz olmasına dikkat edilmelidir.

5- Kaldırımlarda bodrum kat girişi yada merdiven boşlukları bulunmamalıdır. Zorunlu ise bunların bulunduğu kısımların etrafı demir parmaklıklarla çevrilmelidir.

6- Dış kenarı boş veya derin olan kaldırım (yada kaldırımın olmadığı yollarda), bu kenara duvar yada parmaklıklar yapılmalıdır.

7- Kaldırım olmayan yerlerde şayet araçların yollara park etmesi zorunlu ise kesinlikle ters park ettirilmemelidir. Görme engelliler araçların ters park edilmesinden dolayı özellikle kamyon, kamyonet gibi yüksek araçları bastonlarıyla fark edemediklerinden kafalarını çarpmaktadırlar.

8- Bütün trafik ışıklarına sesli sinyalizasyon takılmalıdır. Özellikle trafiğin yoğun , nüfusun kalabalık olduğu yerlerde ses sinyalizasyonu mutlaka bulundurulmalıdır.

9- Yol, kaldırım, kanalizasyon, telefon ve elektrik gibi yapım çalışmalarında mutlaka görme engellilerin fark edebileceği şekilde barikatlar yapılmalı, yapım çalışması biter bitmez çukurların üzeri kapatılıp düzeltilmelidir. Bu gibi yerlerde engellilere yardımcı olunması için uyarıcı levhalar bulunmalıdır.

10- Geniş kaldırımlarda görme engellilerin takip ederek yürüyebileceği farklı zeminler olmalıdır. Ayrıca yaya geçitlerinin ve alt/üst geçit girişlerinin zemini farklı döşenmelidir. Bu zemin görme engelliyi alt/üst geçit merdivenlerine götürebilmelidir.

11- Belediye otobüslerinde:

      a- Durma düğmeleri bedensel engelli, kısa boylular ve çocuklar için mutlaka aşağılarda ve oturma yerlerine yakın yerlerde olmalıdır.

      b- Otobüs ve minibüslerdeki koltukların dizilişinde tek yada en fazla iki çeşit standart getirilmelidir.

       c- Otobüsün hangi durağa geldiği ve sonraki durağın hangisi olduğu anonsla duyurulmalıdır.
      d- Giriş kapılarına sesli sinyalizasyon konulması görme engellinin otobüse kolay binmesini ve inmesini sağlayacaktır.

12- Otobüs Durakları görme engellilerin bastonlarıyla ve ayaklarıyla hissedebilecekleri şekilde zemini kaldırımdan farklı olmalıdır.

13- Tren, tramvay ve metroda görme engellinin, bineceği kapıyı kolayca bulabilmesi için kapılara sesli sinyalizasyon yapılmalıdır. Ya da aracın belirli bir yerde durması sağlanarak açılan kapıya kadar olan kısımda zemin farklı olmalıdır.

14- Metroda sarı çizgi bastonla tanınabilecek şekilde tırtırlı ve 55-60 cm genişliğinde tutulmalıdır.

15- Vapurlarda yolcuların inip-binme yerlerinin her iki tarafına sesli sinyalizasyon konulmalıdır.

16- Bütün bunlarla birlikte trafik görevlileri, yol ve kaldırım yapım ve onarımında çalışanlar, vapur, metro, tren, belediye otobüsü çalışanları ile konuyla ilgili herkesin sık sık engellilerle ilgili eğitim seminerlerine katılmaları sağlanmalıdır.

17- En önemlisi toplumun engellilere karşı davranışları konusunda bilgilendirme proğramları hazırlanmalı ve televizyon, gazete ve broşürler aracılığıyla yayınlanmalıdır. Yukarıdaki uygulamaların bir çoğu bu şekilde başarıya ulaşabilir. 

Görme engellilerin sorunları

Engellilerin toplumdaki varlıklarını kabul etmek ve bunların hayatlarını kolay şekilde devam ettirebilmelerini sağlamak hükümetlerin ve yerel yönetimlerin görevleridir. Belki engellilerin bir kısmı eğitilerek mevcut ortama uyum göstermeleri sağlanabilir. Ama eğitim almayanların durumu çok daha zordur. Kaldı ki eğitilenler de zaman zaman hiç beklemedikleri sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bu yüzden yerel yönetimlerin ve ilgili kuruluşların bu konuda bazı önlemler alması ve gerekli çözüm yollarını bulması gerekir.

Engelliler şehrin zorlu yaşamına, güç de olsa uyum sağlayabilir yada ayak uydurabilirler.

Düşe-kalka, kazalar, hafif sıyrıklarla hayatlarını devam ettirebilirler. Ama şurası unutulmamalıdır ki; alınacak olan bu önlemlerdeki amaç; onların hayatlarını kolaylaştırmak, tehlikelerden ve çarpmalardan korumak,başkasına muhtaç olmadan,özgürce diledikleri yere ulaşmak ve bunda mükemmeli yakalamaktır.

Öncelikle şu bilinmelidir ki; görme engelliye rehberlik görevi yapan ve onun gözü yerine kullandığı şey, elindeki bastonudur. Ve onlar bu bastonuyla kenar takibi yapmak suretiyle gideceği yeri ve yönü daha rahat bulabilmektedir. Yollarda ise takip etmek suretiyle yönlerini bulmaya yarayacak şey kaldırım kenarlarıdır. Kaldırımın olmadığı yerlerde ise ev veya bahçe duvarı yada farklı zemini takip ederler. Bu yüzden şehir planlamaları yapılırken engelliler göz ardı edilmemelidirler.

Burada, görme engellilerle geçirdiğim on üç yıl boyunca gözlemlediğim ve karşılaştığım sorunlardan bahsedilecektir. Bu sorunlardan, görme engelliler açısından en önemlileri ele alınmış ve bazı tedbir ve çözüm yolları sunulmuştur. Bu tedbirler kısa, orta ve uzun vadeli programlarla ele alınmalıdır.

Bu tedbirlerin alınması için valilik yada kaymakamlık, belediye başkanlığı, trafik müdürlüğü, kara yolları müdürlüğü, deniz işletmeleri ve demiryolları işletmelerine hem ayrı ayrı görevler düşmekte hem de koordineli bir şekilde çalışmaları gerekmektedir.


Bu sorunlar ve alınması gereken tedbirler şunlardır:



1- Ağaçların , elektrik direklerinin, trafik levhalarının dikilmesinde belirli bir standart getirilmelidir. Bunların dikilmesi görme engellilerin ve ortopedik engellilerin yürümelerine engel olacak şekilde olmamalıdır:

a- Bunlar yol tarafındaki kaldırım kenarına aynı aralıklarla ve aynı hizada dikilmelidir. Öyle ki görme engelli bir kişi hangi kaldırıma çıkarsa çıksın karşısına çıkacak olan bu engellerin hep aynı olduğunu bilmeli ve ona göre hareket etmelidir. Şayet kaldırımın ortasına dikilmesi gerekiyorsa, kaldırımın yol tarafındaki kenarında bir kişinin ya da tekerlekli bir sandalyenin geçebileceği kadar boşluk bırakılmalıdır. Bebek arabası taşıyanların da aynı sıkıntıyı yaşadıkları unutulmamalıdır. Ayrıca kaldırım kenarına aynı hizada dikilen ağaç ve direklerin bulunduğu kısım, bir hat boyunca görme engellinin kenar takibi yapabileceği şekilde yükseltilebilir. En pratik çözüm de bu olsa gerektir.

b- Ağaçların alt dalları görme engellinin kafasına çarpmaması için kesilmelidir.

c- Ağaç gövdelerinin etrafı geniş çemberlerle çevrilmelidir.

d- Trafik levhaları görme engellilerin kafasına çarpacak şekilde alçak dikilmemelidir.

e- Araçların çıkışını engellemek için kaldırım kenarlarına dikilen beton mantarlar, çok kısa olduğundan görme engellilerin ayağının takılıp düşmesine sebep olmaktadır. Şayet dikilmesi gerekiyorsa bunlar daha sık ( bir tekerlekli sandalye sığacak aralıklarla) ve mümkün mertebe yol kenarına yakın dikilmelidir.

f- Kaldırım kenarlarına mantar yada koruyucu zincir dikilmesi gerekiyorsa,dikilecek olan kısım baston takibi yapılabilecek şekilde (ör:3 cm) yükseltilmelidir.

2- Hem tekerlekli sandalye ile yürüyenlerin, hem de koltuk değneği ile yürüyenlerin kaldırıma daha kolay çıkabilmeleri için kaldırımın başında ve sonunda mutlaka eğimler olmalıdır. Bu eğimler usulen değil, belirli standartlarda olmalıdır. Ancak bu eğimleri görme engellilerin de tanıyabileceği bir standarda sokmak gerekir. Kaldırımlar ve rampa başları yol seviyesinden en az 3 cm. yüksek yapılmalıdır.

3- Esnafın kaldırımlarda mallarını sergilemesine kesinlikle izin verilmemeli ve bunu önleyici tedbirler alınmalıdır.

4- Araçların kaldırımlara park etmeleri kesinlikle önlenmeli ve bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır.

5- Kaldırımlara mutlaka araçların seyir halinde iken bile kaldırıma çıkamayacak şekilde gerekli engel konulmalıdır.

6- Su birikintilerini engellemek ve yürüyüşü kolaylaştırmak için kaldırımlardaki çukurlar,bozukluklar giderilmelidir. Kaldırım yüzeyinin düz olmasına dikkat edilmelidir.

7- Yeni planlamalarda kaldırımlar oldukça geniş tutulmalıdır.(En az 2 metre)

8- Kaldırımlarda bodrum kat girişi yada merdiven boşlukları bulunmamalıdır. Zorunlu ise bunların bulunduğu kısımların etrafı demir parmaklıklarla çevrilmelidir.

9- Dış kenarı boş veya derin olan kaldırım (yada kaldırımın olmadığı yollarda), bu kenara duvar yada parmaklıklar yapılmalıdır.

10- Kaldırım olmayan yerlerde şayet araçların yollara park etmesi zorunlu ise kesinlikle ters park ettirilmemelidir. Görme engelliler araçların ters park edilmesinden dolayı özellikle kamyon, kamyonet gibi yüksek araçları bastonlarıyla fark edemediklerinden kafalarını çarpmaktadırlar.

11- Bütün trafik ışıklarına sesli sinyalizasyon takılmalıdır. Özellikle trafiğin yoğun , nüfusun kalabalık olduğu yerlerde ses sinyalizasyonu mutlaka bulundurulmalıdır. Trafik ışıklarından geçişler yada yaya geçitleri uzaktan gelmekte olan sürücünün görüşünü engelleyecek şekilde virajlara yapılmamalıdır. (Bu uzun vadeli bir öneridir. Trafik ışıklarına uyulmamanın yoğun yaşandığı yerlerde risk arzetmektedir. Sinyal sesine göre hareket eden görme engelliye , kurala uymayan sürücünün çarpma ihtimali yüksektir. Sinyaller sadece trafik ışıklarının bulunduğu yaya geçitlerini göstermesi açısından kullanılabilir.)

12- Gidiş-gelişli yollar emniyet bandıyla ayrılmalıdır. Bu itfaiye, ambulans gibi araçların güvenliği açısından mümkün değilse bile en az dört şeritli yollarda mutlaka uygulanmalıdır. Çünkü trafik ışığı olmayan yerlerden geçen görme engelli, yolun geniş olması sebebiyle karşıya geçmekte zorlanmaktadır. Ama emniyet bandının olması halinde yolun yarısını geçerken sol tarafa dikkat ederek geçecek, emniyet bandına geldiğinde de yolun sağ tarafına dikkat ederek geçebilecektir.

13- Yol ve kaldırım yapım çalışmalarında mutlaka görme engellilerin fark edebileceği şekilde barikatlar yapılmalı, yapım çalışması biter bitmez çukurların üzeri kapatılıp düzeltilmelidir. Bu gibi yerlerde engellilere yardımcı olunması için uyarıcı levhalar bulunmalıdır.

14- Yolların zemini düzgün yapılmalı, kanalizasyon ve telefon mazgalları yolla aynı seviyede olmalıdır. Yollar çalışma için kazıldıktan hemen sonra mutlaka eski haline getirilmelidir. Yine buralarda çalışma yaparken gerekli uyarıcı levhalar ve koruyucu engeller bulunmalıdır.

15- Yollarda bulunan kanalizasyon,telefon ve elektrik gibi şeylerin kapakları yol seviyesinde ve mutlaka kapalı olmalıdır.

16- Geniş kaldırımlarda görme engellilerin takip ederek yürüyebileceği farklı zeminler olmalıdır. Ayrıca yaya geçitlerinin ve alt/üst geçit girişlerinin zemini farklı döşenmelidir. Bu zemin görme engelliyi alt/üst geçit merdivenlerine götürebilmelidir.

17- Belediye otobüslerinde:

a-
Durma düğmeleri bedensel engelli, kısa boylular ve çocuklar için mutlaka aşağılarda ve oturma yerlerine yakın yerlerde olmalıdır.

b- Otobüs ve minibüslerdeki koltukların dizilişinde tek yada en fazla iki çeşit standart getirilmelidir. Çünkü bu araçlara binen görme engelliler oturulacak yeri bulma ve koltuğun yönü konusunda zorlanmaktadırlar

c- Otobüsün hangi durağa geldiği ve sonraki durağın hangisi olduğu anonsla duyurulmalıdır. Bu hem görme engelliler için hem de şehrin yabancısı olanlar için kolaylık olacaktır.

d- Giriş kapılarına sesli sinyalizasyon konulması görme engellinin otobüse kolay binmesini ve inmesini sağlayacaktır.

e- Özellikle ana arterler dışında kalan bölgelerde kalan duraklarda, görme engellinin gelen otobüsleri kolayca tanıyabilmesi için bazı teknikler geliştirilebilir. Örneğin Otobüs durağı ile otobüsler arasında, köprü otomatik geçiş sisteminde olduğu gibi elektronik bağlantı kurulabilir. Otobüs ve durağın 50-100 mt. Gerisine monte edilecek manyetik bir cihaz (alıcı-verici) yardımı ile durağa gelen otobüsün hangi yöne gittiğini yine durakta bulunan bir mini hoparlör ile seslendirilmeli. Böylelikle görme engellinin bineceği otobüsü daha kolay bulması sağlanmalıdır. Bu fazla masraf gerektirmeyen basit bir yöntemdir. Üstelik bu hizmetten yaşlı kişilerle, okur-yazar olmayan kişilerde faydalanabilir.

18- Otobüs Durakları görme engellilerin bastonlarıyla ve ayaklarıyla hissedebilecekleri şekilde zemini kaldırımdan farklı olmalıdır.

19- Tren, tramvay ve metroda görme engellinin, bineceği kapıyı kolayca bulabilmesi için kapılara sesli sinyalizasyon yapılmalıdır. Ya da aracın belirli bir yerde durması sağlanarak açılan kapıya kadar olan kısımda zemin farklı olmalıdır. Örneğin;zemin düz ise, istasyona yada durağa girişten veya merdivenden inişten itibaren kapının önüne kadar olan kısım tırtırlı olabilir. Bu, görme engellinin farklı zemini takip ederek kapıyı kolay bulmasını sağlayacaktır.

20- Metroda sarı çizgi bastonla tanınabilecek şekilde tırtırlı ve 55-60 cm genişliğinde tutulmalıdır.

21- Vapurlarda yolcuların inip-binme yerlerinin her iki tarafına sesli sinyalizasyon konulmalıdır. Ayrıca ortopedik engellilerin rahat inip-binmeleri için mekanik olarak vapura yanaşan iskeleler yapılmalıdır.

22- Kalkacak yada yanaşacak olan vapurlar bir başka vapura değil mutlaka iskeleye yanaşmalıdır.

23- Engelliler belediyeye ait ulaşım araçları, vapurlar, trenler ve uçaklardan ücretsiz, refakatçileri ise % 50 indirimli yaralandırılmalıdır.

24- Bütün bunlarla birlikte trafik görevlileri, yol ve kaldırım yapım ve onarımında çalışanlar, vapur, metro, tren, belediye otobüsü çalışanları ile konuyla ilgili herkesin sık sık engellilerle ilgili eğitim seminerlerine katılmaları sağlanmalıdır.

25- En önemlisi toplumun engellilere karşı davranışları konusunda bilgilendirme proğramları hazırlanmalı ve televizyon, gazete ve broşürler aracılığıyla yayınlanmalıdır. Yukarıdaki uygulamaların bir çoğu bu şekilde başarıya ulaşabilir.


Ahmet ÜNÜVAR

Sosyal Devlet Nedir?

Yaklaşık bir asır önce ortaya çıkan ve sosyal, ekonomik ve politik alanda giderek etkileri artan sosyal devlet, özellikle 1970’lerin ortalarından günümüze gerek ulusal, gerekse uluslararası düzeyde önem ve güncelliğini kaybetmeyen bir tartışma konusudur.
            Sosyal devlet ya da refah devleti nedir? Sosyal devleti tam olarak anlatan kapsamlı bir tanım bulunmamaktadır. Genel olarak literatürde yer alan tanımlar, sosyal devleti, ya amaçları ya da araçlarına dayalı olarak açıklamakta ve kapsanan amaç ve araçlardaki farklılık genel kabul gören tam bir sosyal devlet tanımına ulaşmayı engellemektedir. Bununla birlikte gerek amaçlara, gerekse araçlara dayalı olarak yapılan mevcut tanımların, sosyal devlet hususunda oldukça açıklayıcı bilgiler verdiği de görülmektedir.
            “Refah devleti (welfare state)” kavramı, savaş zamanında Nazi Almanyası’nın “otoriter devlet (power state)”i ile savaş sonrası müttefik devletlerin yeniden inşaa edilmesi tutku ve ümidini ifade eden “refah devleti (welfare state)”ni birbirinden ayırmak için ilk kez Archbishop Temple tarafından İngiltere’de kullanılmıştır (Pierson, 1991, 102). Ancak burada paradoksal bir durumun varlığı söz konudur. 1941’den çok önce daha 1880 yılında sosyal sigorta sistemi Bismarck Almanyası’nda kurulmuş ve “Refah Devleti (Wohlfahrstaat)” kavramı 1920’lerde yine Almanya’da gündeme gelmiştir (Savaş, 1994, 190).
            İngiliz iktisatçılarından Briggs refah devletini, amaç ve görevlerinden hareket ederek şöyle tanımlamaktadır (Gough, NP, 895): “Refah devleti, kişilere ve ailelere, sahip oldukları mülklerin piyasa değerine bakmaksızın minimum bir gelir garanti ederek; kişisel ve ailevi krizlere yol açabilecek hastalık, yaşlılık, işsizlik gibi belirli “sosyal riskleri” karşılayabilecek güce kavuşturmak suretiyle kişiler ve aileler için güvensizlik alanını daraltarak ve nihayet statü ya da sınıf ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşlara belirli sosyal hizmetleri en iyi standartlarda sunmayı garanti ederek, piyasa güçlerinin işleyişini değiştirmek amacıyla devlet erkini politikalar ve idare yoluyla  bilinçli olarak kullanan devlettir..”
            Briggs’in tanımı esasen refah devletinin amaç ve görevleriyle birlikte; refah devletinin belki de en belirgin ve en fazla eleştirilen özelliğini de ortaya koymaktadır: “..piyasa güçlerinin işleyişini.......değiştirmek amacıyla, devlet erkini politikalar ve idare yoluyla  bilinçli olarak kullanan devlet..”
            Gerçekten refah devleti (welfare state), denildiği zaman, genel olarak sosyal refahın maksimizasyonu amacıyla devletin ekonomiye aktif ve kapsamlı müdahalelerde bulunmasını öngören bir devlet modeli anlaşılmaktadır. Refah devleti en genel anlamda piyasa ekonomisinin başarısızlıklarını ve yetersizliklerini ortadan kaldırma amacını gütmektedir ve müdahaleci, düzenleyici, yeniden dağıtıcı ve girişimci bir devlet anlayışıdır.
            Refah devleti, "araçları" yönünden, diğer bir ifadeyle sunduğu hizmetlere göre de tanımlanmaktadır. Ancak refah devletinin araçları konusunda bir görüş birliği mevcut değildir. ILO tarafından kabul edilen minimum refah devleti araçları (refah devleti hizmetleri), kişilere sağlanan tüm nakdi faydalar (sosyal sigorta ve sosyal yardım) ve kamu sağlık hizmetleridir. Wilensky,  bu listenin genellikle eğitim, kişisel sosyal hizmetler ve konutu da kapsayacak şekilde genişletildiğini ileri sürmektedir (Gough, NP, 895). Mishra, tam istihdam politikalarını; Titmuss, “mali refah” olarak isimlendirdiği vergi harcamalarını hatta işletmelerin kurum içi-mesleki refah programlarını; Gough ise, kişi ve firmaların, toplumdaki diğer kişilerin ve grupların yaşam koşullarını etkileyen özel faaliyetlerinin devletçe düzenlenmesini refah devletinin araçları arasında saymaktadır (Gough, NP, 895).
            Bu noktada “sosyal”, “sosyal sorun” ve “sosyal politika” kavramlarına kısaca değinmekte yarar bulunmaktadır. Sosyal olan, herşeyden önce insanla ilgili olandır; ancak insanın tüm sorunları sosyal sorun olarak nitelendirilemez. İnsanın sosyal sorunları iki grupta toplanabilir (Göze, 1995, 20-21):
            (i) İnsanların bedensel ve zihinsel gelişmesi, maddi refahı, tüm yeteneklerini geliştirmesi, tüm olanaklarını kullanması ile ilgili sorunlar. Bu açıdan sosyal sorunlar kişinin sağlığı ile, bedensel gelişmesi ile, yaşama olanakları yani iş hayatı ve bunlarla ilgili hastalık, yaşlılık, sakatlık, işsizlik, vb. tüm sorunları, bunun yanında insanın bedensel, ruhsal gelişmesi, kişiliğinin, yetenek ve olanaklarının geliştirilmesi ile ilgili eğitim, öğrenim, toplumsal hayatta ilerlemesi gibi sorunları kapsar.
            (ii) İnsan doğduğu andan itibaren çeşitli kuruluşlar içinde yer alır, bunlara bağlı olarak yaşar, gelişmesini bu kuruluşlar içinde tamamlar -aile, mesleki kuruluşlar gibi. Bu da sosyal yapı sorunlarını ortaya çıkarır.
            İnsan tek başına yaşayabilen bir yaratık olmadığına ve doğduğu andan başlayarak çeşitli ve değişik kuruluşlar arasında yaşamak zorunluluğunu duyduğuna göre, bireyin “sosyal” sorunlarının çözümü, onun içinde yaşamak zorunda kaldığı sosyal yapı sorunlarının çözümüne bağlıdır (Göze, 1995, 21). Bu bakımdan ailenin sorunları çözümlenmeden bireyin sorunları çözümlenmiş sayılamaz. Diğer yandan sosyal yapı sorunlarının çözümü de bireyin sosyal sorunlarının çözümüne bağlıdır.
"Sosyal" kavramını bu şekilde açıkladıktan sonra şimdi de "sosyal politika" kavramını kısaca açıklayalım. Sosyal politika "sosyal sorunları inceleyen ve bunlara çözümler öneren bir araştırma alanıdır. Refah devletleri, izledikleri sosyal politika ya da sağladıkları sosyal koruma bakımından büyük farklılıklar göstermektedirler. Arın’a göre, “sosyal devlet” nitelemesine layık refah devleti tipi "sosyal vatandaşlığı" mümkün kılan refah devleti tipidir (Arın, 1993, 70). Buna göre; piyasa mekanizmasının serbest işleyişinin yol açtığı riskler ve sosyal sorunlar, sosyal politikalar aracılığıyla piyasaların yeniden düzenlenmesini ya da sonuçlarının telafi edilmesini gerektirmektedir. Bu yapılmadığı zaman ülkelerde bir demokrasi açığı ortaya çıkmakta, vatandaşlık ise sadece bir piyasa vatandaşlığı olmaktan ileri gidememektedir.
            ABD ve Batı Avrupa’da sosyal devlet kavramından ziyade refah devleti kavramı kullanılmaktadır. Türkçe literatürde ise farklı yazarlarca her iki kavramın da kullanıldığı görülmektedir. Refah devleti ile sosyal devlet kavramlarının farklı anlamlar taşıdığına ilişkin bazı yaklaşımlara karşın, biz, iki kavramın da aynı anlama geldiği kanaatindeyiz. Bize göre, refah devleti ile sosyal devlet arasında ayrıma temel oluşturan kriterler, esasen refah devletinin gelişim süreci ve refah devleti türleri ile ilgili hususlardır. Bu anlamda sosyal devlet-refah devleti ayrımı yerine biz, "az gelişmiş ya da gelişen" refah devleti (veya sosyal devlet) ve "ileri" refah devleti (ya da sosyal devlet) ayrımını tercih ediyoruz. Dolayısıyla bu çalışmada sosyal devlet ve refah devleti kavramlarını aynı anlamda kullanıyoruz.